Kanser de Yumruklarım, Kariyer de Yaparım!

 

 

 

“Yahu bizim bu doktor da bir garip. Bir botoks diyor bir boks! Eh haliyle kafamız da biraz karışıyor.”

Haklısınız. Müsaade edin, anlatayım.

 

*

 

Birkaç sene önce geçirdiğim meme kanseri koruyucu ameliyatı olan “Mastektomi ve Rekonstrüksiyon” sonrası, hem fikir almak hem de geçmiş olsun demek için arayan, soran, daha önce tanışmadığım birçok kişiyle tanıştım. Yalnız olmadığımı bilsem de, yıllar içinde tanıdığım, bu süreci yaşayan insanların çokluğu beni hep şaşırttı. Hepimizin ortak bir noktası vardı. Korku!

 

Karar aşaması zor bir dönem. Cesur olduğumu söylediklerinde, “hayır” diyordum. “Korkuyorum. Bu ameliyatı da bu nedenle oluyorum.”

 

Asıl korkulması gereken savaşmak değil, ne zaman saldıracağı belli olmayan, pusuda bekleyen bir düşmanı beklemekti. Fakat her şey bununla da bitmiyordu.

 

Ameliyat sonrası, her nefeste kendini hissettiren ağrılı bir dönem başladı. Kanser için önlemimi almıştım ve sıra yaşam konforumu geri kazanmaya gelmişti. Bir dönem, ahtapot gibi dolaştım. Her yanımda kablolar şeklinde drenler vardı. Eşim Alp ve ben, çocuklarımıza kabloların içinde ilaç olduğunu, ancak onlar olduğu sürece sarılamayacağımızı anlattık.

(Her sabah pansumanımı önce oğullarım yapıyordu. Kabloların hâlâ orada olup olmadığını kontrol ettikten sonra, merhem niyetine öpücük. “Bugün de sarılmak yok anne!”

 Evlat, insanı iyileştiriyor…)

 

Ameliyattan 3 hafta sonra artık normale dönme mücadelesi başladı. Eski gücüne ulaşmaya çalışan kaslar için kol ve omuz egzersizleri, bu sürecin en önemli silahları. Fakat şu gerçeği başköşeye koymak gerekiyor. Bu, kas ağrılarının yaşandığı sancılı bir süreç. Eh, savaş öyle kolay kazanılmıyor! Fakat ağrı geçse de, o sürecin hafızası, hastayı hareket etmekte ürkek bir noktaya taşıyabiliyor. Ve itiraf ediyorum, ben de onlardan biriydim.

 

Ameliyatın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen, kollarımda güçsüz kalan itme ve çekme hareketlerim vardı. Bunlar, korktuğum için yapmak istemediğim egzersizlerin sonucunda zayıf kalan kaslarımla ilgiliydi. Sürecin uzun olması ise, tamamen hasta psikolojisi! Yani, benimle ilgili!

  1. yılı tamamladığım gün ise, “yeter” dedim ve yumruk atmaya başladım! Üç, dört ay gibi kısa bir sürede, kanser riski gibi, bekletilen korkuların da yenilebileceğini öğrendim. Güçsüz kol hareketlerim, tamamıyla geri döndü. Bugün çektiğim videoda yumrukladığım ise, korkularımdı.

 

Yani, “Botoks mu boks mu, artık bir karar versen keşke be doktor!” Cevabım basit. Kanseri de yumruklarım, kırışıklıklara da meydan okurum. Oğullarımın kahramanıyım ben!! 😊

 

(Videonun arka sahnesinde sakladığımız, bol atraksiyonlar çevirerek koşturan, zaman zaman ağlayan, çokça eğlenen, arada boks yapmak için bana mola verdiren çocuklara rağmen, sabırla öğretmeye devam eden sayın hocam Erkin Özdemir’e ayrıca teşekkür ederim.)

 

Böyle 😊

 

Sevgiler…